
Proteinler hakkında
İnsan gibi ağzında kesici ve delici dişler taşıyan canlıların asla
vazgeçemeyeceği bir ihtiyaçtır protein. Bu makalede Türkiye'deki protein
ihtiyacını ve pazarını inceleyeceğiz. Pazardaki boşluklara, yerli üreticilerin
durumlarına ve Türkiye'deki devasa protein ihtiyacının özellikle ufak ve yeni
girişimciler için yarattığı ticari fırsatlara dikkat çekeceğiz. Makalenin amacı
yerli girişimcilere protein işine girebilmeleri için başlangıç noktalarını
göstermek ve bu sektörde belli sayıda yeni yerli girişimcinin oluşumuna katkıda
bulunmaktır. Girişimciler için başlangıç noktalarını belirlerken temel
prensipleri ve dikkat edilmesi gereken noktaları da vurgulayacağız.
PROTEİN NEDİR?
En kaba tanımı ile "protein" demek "et" demektir. İnsanlar eti lezzeti, tok
tuttuğu ve her şeyden önce insanların genetik (DNA) özelliklerinin öyle
gerektirmesi dolayısıyla tüketirler. İnsan için proteinli gıdaların bu kadar
lezzetli olmasının belki de bir nedeni onun muhakkak dışarıdan almak zorunda
olmasıdır. İnsan belli özellikte proteini dışarıdan almak zorundadır çünkü
proteinin içinde bulunan bazı maddeleri (bazı amino asitleri) vücut başka
maddelerden kendisi sentezleyemez. Protein tüketim ihtiyacı çoğunlukla "predator"
yani avcı konumunda bulunan canlılarda kendini gösterir ve bunun nedenleri
konusunda "besin zinciri" ve "evrim mekanizması" açısından açıklamalar
mevcuttur. Gezegenimizdeki canlılar arası hiyerarşik yapıda en üstte olan
insanın bir protein tüketicisi olması beklenen bir durumdur ve insanın DNA
özellikleri değişmediği veya değiştirilmediği sürece bu şekilde sürecektir. Bir
bakış açısına göre insanın gerçek anlamda uygarlaşması protein kaynağını
hayvanları (ve belki bitkileri) öldürmeden elde etmesi durumunda olacaktır ki bu
değişime şahit olduğumuz için biz kendimizi şanslı sayabiliriz çünkü bu değişim
bizim neslimiz esnasında olmaktadır. Proteinin temel yapı taşı olan "azot" azot
çevirimi denen doğal bir mekanizma ile bitkiler yoluyla havadan alınır.
Bitkilerden hayvanlara ve hayvanlardan da onları yiyen insanlara geçer, insan
ölüp bozunduğunda azot yine doğal çevrime geri döner (azotu insan direk bazı
bitkilerden ve et olmayan hayvansal ürünlerden de alabilir). Yani bizim
vücudumuzu oluşturan azotun kaynağı "hava" dır.

PROTEİN NEDEN PAHALIDIR?
Protein pahalıdır çünkü herkesin almak zorunda olduğu çok temel bir besindir.
Sadece insanlara değil bazı zirai hayvanlara hatta tarıma bile gerekir protein.
Proteinler (ve onun daha ufak yapı taşları olan amino asitler) daha fazla verim
almak için yemlere katılır veya toprak iyileştirmesi veya organik azot kaynağı
olarak tarlalara atılırlar.
SENTETİK PROTEİN YAPILABİLİR Mİ ?!
Evet. Her ne kadar bu makalenin konusu sentetik proteinler olmasa da bundan da
bahsetmeden geçmeyelim. Amino aitlerin sentetik üretimi deneyler yoluyla
yapılmış durumda. İlginçtir ki bu deneyler "evrim deneyleri" olup asıl amacı
ticari protein üretimi değildi. Oluşum halindeki gezegenlerdeki atmosfer
şartları benzetilerek yapılan deneylerde amino asitlerin spontane
(kendiliğinden) oluştuğu gözlendi ama ticari bağlamda bunun üzerine gidilmedi
veya gidiltilmedi!. Bunların detayları bilimsel literatürde var ve bunu isterse
deneme yeterliliğine sahip laboratuvar sayısı Türkiye de 4,250 (dörtbinikiyüzelli)
nin üstünde (4,250 sadece bizim data-base imizde kayıtlı olan yaklaşık sayı).
Yine bizim kayıtlarımıza göre bu konuda Türkiye'de araştırma yapabilme
yeterliliğine sahip kişi sayısı yaklaşık 6,200 (altıbinikiyüz) ün üzerinde. Bu
konuda Türkiye'de araştırma yapan kişi sayısı ise yine bizim kayıtlarımıza göre
koskocaman bir 0 (sıfır). Bu konudaki her türlü AR&GE çalışmasına ve makaleye
BİYOTEK dergisinde öncelikle yer vereceğiz.
NEDEN YENİ BİR PAZAR
Et, asırlardır bilindiğine ve tüketildiğine göre YENİ ÇAĞ - YENİ SEKTÖR - YENİ
FIRSAT sloganıyla çıkan bir dergide neden kapak konusu olduğunu sorabilirsiniz (BİYOTEK®
Dergisinde hiç bir kapak konusu tesadüfen oluşmaz, dikkatli bir analiz
neticesinde marka karakterine uygun olarak seçilir). Nedeni şudur : biyokimya ve
moleküler biyoloji alanındaki bilgi birikimi protein alanında öylesine yeni
yöntemler ortaya çıkarmıştır ki bildiğimiz klasik protein pazarı ve üretim
yöntemleri yok olmak üzeredir. Sokaktaki insan her ne kadar farkında olmasa da
bu değişimin en büyük tüketicilerinden birisi aşağıda da açıklayacağımız gibi
kendisidir. Türkiye'nin petrolden sonraki en büyük hammadde ithalat kalemi olan
soya fasulyesinin tamamı direk veya dolaylı olarak insanlar tarafından
tüketilmektedir. Soya fasulyesini gördüğünde tanıyamayacak çok insanımız vardır
ama görse tanıyamayacağı bu soyadan kilolarca tüketmişlerdir.
PROTEİN PAZARI NEDEN AVANTAJLI
Modern protein klasik proteini pazardan kovuyor çünkü ondan defalarca kat daha
ucuz ve karakteristik lezzet (koku) içermediği için çok daha geniş bir yelpazede
tüketilebiliyor. Örneğin etin tonu 500 dolar iken aynı miktarda protein içeren
soyanın fiyatı 100 doların altında. Bu beş (5) katlık hatta bazı durumlarda daha
da fazla olan avantajı teknoloji yoluyla tersine çevirmek yani etin maaliyetini
5 kat düşürmek kolay değil (soya sütünde oran 16 kattır). Bu nedenle de
özellikle Türkiye'de et ve hayvancılık sektörü gittikçe eriyor. Parça et
dışındaki tüm etli mamullerde soya % 30'lara varan oranlarda kullanılıyor ve bu
tür tüketim hamburger, salam, sosis, sucuk, lahmacun, kıymalı kebaplar v.b.
klasik et talebini % 30 kesmiş durumda. Bu tüketim Türkiye'de o kadar büyük ki
yabancı soya üreticilerin Türkiye'deki çıkarlarını korumakla görevli yabancı
vakıflar var ve bu NGO'lar destekçisi olan ülkelerin konsolosları ile aynı fuar
stendlerinde boy da gösteriyorlar. Aşağıda da anlatacağımız gibi soyanın et
alternatifi olarak kullanımı tabi ki pazarın sadece bir kısmı. Soya süte,
peynire hatta yoğurda alternatif bir konuma gelmekte. 21. yüzyıl bitmeden hayvan
öldürmeye veya kullanmaya dayalı protein sektörü son derce azalacak ve belki de
Dünya genelinde yasaklanacaktır.
NEDEN TÜKETİLİYOR
Köşe başındaki lahmacuncunuz veya mega markalı hamburgerciniz tabi ki soyayı siz
daha sağlıklı beslenesiniz diye katmıyor kıymaya. Kıyma tüketici açısından daha
sağlıklı oluyor kuşkusuz ama soyalı kıymanın daha sağlıklı olması önlenemez bir
sonuç. Niyet tamamıyla daha ucuza protein kaynağı kullanabilmek (protein pazarı
tabi ki kıymadan ibaret değil ve çok daha karlı ve kazançlı protein kullanım
alanları mevcut). Protein için hammadde kaynakları da soya dan ibaret değil.
Yapağıdan (koyun yününden) balık ve gıda işleme atıklarına kadar onlarca ucuz
proteinli hammadde alternatifi var. Hızla gelişen sporcu proteinleri, proteinli
içecekler v.b. ürünlerde kar marjı çok daha yüksek.
YERLİ SOYA KIYMASI ÜRETİCİLERİ
Yerli soya kıyması üreticileri çoğu tabiri caiz ise bu işi biraz "karakucak"
şekilde yapıyorlar. Ürünleri süngerimsi bir yapıda olmadığı için yabancı
rakiplerine nazaran az hacim tutuyor ve standart ürün üretmekte sorunları var.
Allah'tan işten işe (business to business) çalışıyorlar da "talebe uygun mal"
yerine "arza uygun talep" bulmakta sıkıntı çekmiyorlar. Yerli soya kıymasının
kilosunun fiyatı 1 (bir) doların altında ki bu son kullanımdan önce ıslatınca 25
sentin (0.25 dolar) altına iniyor. İthal soya ile rekabet etmek için ürünlerini
geliştirmeleri ve standardize etmeleri gerekiyor ama reel sektör ile AR&GE
kurumları arasında uçurumlar var. Teknolojiyi nasıl ürettireceğini bilmek
yanında ürettiği teknolojiyi nasıl koruyacağını da pek bilmiyor yerli üretici ve
o yüzden çaldıracağından korktuğu teknolojiyi üretmeye yanaşmıyor. Ona patent
v.b. konularda yol gösterenlerin yeterlilikleri de bu konuda sorgulanması
gereken bir konu. Markasını tescil ettirdiğinde ürününü ve üretim yöntemini
patentlendirdiğini sanan çok sayıda sanayici var. Patent alma sektörü özellikle
biyoteknoloji ve kimya sektöründe "yöntem ve ürün" patenti yazma konusunda hiç
bir yeterliliği olmayan bazı patent vekillerinin oyuncağı olmuş durumda. İşini
iyi yapmaya çalışan patent ofisleri ise bu kargaşanın arasında kaybolup gidiyor.
Zaman zaman yapılan bilgilendirme çalışmaları da sanayicinin kafasına reel
sektör ihtiyaçları ve sorunları ile ilgili olan bilgileri sokmaktan çok
ansiklopedik bilgi pompalayan bir yapıda oluyor. Aslında her Türk vatandaşının
aracısız olarak bizzat kendisinin patent başvurusu yapma hakkı var ve bunun
maliyeti gülünç denecek kadar düşük (diğer masrafların büyük kısmı patent
sahibine devlet tarafından geri ödeniyor ve patentlendirme ile ilgili çok
avantajlı geri ödemesiz KOSGEB teşvikleri mevcut) ama bunu insanlara öğretmek
çoğu patent vekilinin işine gelmiyor.
NEDEN KALICI BİR PAZAR
Protein besin zincirinde en üste çıkmış canlıların dışarıdan almak zorunda
olduğu bir gıda. Örneğin bir "kaplan" yılda 50 civarında büyük ve küçük baş
hayvan öldürüp yemek zorunda. Besin zincirinde kuşkusuz "top predator" yani en
üstteki avcı insandır. Bu itibarla klasik şekilde insanı beslemeğe kalktığınızda
ihtiyaç hissedilen hayvan sayısı insan nüfusunun kat be kat üstünde olacaktır.
Bu da belli bir nüfustan sonra toprağın kaldırılamayacağı bir noktaya
varacaktır. Bu yüzden protein alternatiflerinin proteinli gıda kaynağı sıkıntısı
çekmekte olan yüksek nüfuslu Uzak Doğu ülkeleri kaynaklı olması şaşırtıcı değil.
PROTEİN İZOLATLARI
Protein izolatlarının yani saf proteinlerin (veya amino asitlerin) ziraatten
hayvan ve insan tüketimine kadar çok farklı kulanım alanları var. BİYOTEK olarak
bizim bu konudaki AR&GE çalışmalarımız 3 hammadde üzerinde yoğunlaştı ama
Türkiye'deki araştırmacılarımız kuşkusuz başka ucuz hammadde alternatifleri de
bulabilirler. Bizim çalışmış olduğumuz hammaddeler:
- Balık işleme atıkları (Ayıklanan balıkların ağırlıklarının yüzde 85 civarı
atık olarak çıkar.)
- Yapağı (yün) atıkları (Dünya üzerinde işlenen derinin % 25 i Türkiye'de
işlenir. Çok miktarda yün atık çıkar.)
- Soya (En ucuz protein içerikli hammaddelerden birisidir ama yukarıdaki gibi
atık statüsünde olmadığı için uluslararası borsası vardır. Nispeten daha pahalı
bir kaynaktır.)
Yukarıdaki birinci konuda çalışmamızı tamamladık ve balık atıklarından kokusu
alınmış, oda sıcaklığındaki raf ömrü bir kaç yıla kadar uzatılmış ekolojik
tarıma uygun bir organik fosforlu ve amino asitli (proteinli) gübre ürettik.
Ürettiğimiz bu know-how ile Ege bölgemizde bir firma üretime başladı. Bu AR&GE
ile ülke ekonomisine yarattığımız katma değerin şu anki yaklaşık yıllık hacmi
450 bin doların üzerinde ve önümüzdeki 10 yıl içinde ekonomimize yapması
beklenen kümülatif katkı 10 milyon doların üzerindedir.
Yapağıdan (yünden) saf protein izolatı üretimi de gerçekleştirildi ve şu anda
bunun optimizasyonu üzerinde de çalışıyoruz (konuda uzman olmayanları
şaşırtabilir ama hayvan kılı etten 6 kat daha fazla hayvansal protein içerir).
Şu anda hem balık atıkları hem de hayvan kılının saflaştırılması, izolasyonu ve
çözünürleştirilmesi için yeni (enzimatik) yöntemler deniyoruz. İlk sonuçlar umut
verici. Bu çalışmaları 2003 içinde sonuçlandıracağımızı umuyoruz.
Bitkisel protein gıda takviyesi olarak satılan mikroskobik yosunlar da mevcut.
Bunlardan Spirulina şu anda Ege Üniversitesinde üretiliyor. Biz ise bunun kütle
üretimi için foto-biyoreaktörler üzerinde çalışıyoruz.
Soya proteini üzerinde yaptığımız çalışmalar ise saf protein eldesine yönelik.
Şu anda suda çözünebilen saf (% 99) luk soya proteini üretme yöntemi
geliştirdik. Şu anda bunun suda çözünebilirliğinin arttırılması üzerinde
çalışıyoruz.
SÜT ALTERNATİFLERİ
Süt hem çok değerli bir besin hem de çok değerli bir besi yeridir. Örneğin
yoğurdu oluşturan mikroorganizmalar süt içinde büyür. Rennen enzimi yine süt
üzerinde çalışarak onu pıhtılaştırıp peynir yapar. Daha ucuz bir süt
alternatifinin muhteşem bir potansiyel pazarı vardır. İlk akla gelen pazarlar :
- Peynir katkısı.
- Yoğurt katkısı (süte katmak için).
- Ağız (buzağı besleme sütü) alternatifi.
- Tatlı/dondurma yapımında hammadde.
v.b. şekilde çok uzun bir liste çıkarmak mümkün.
Süt alternatifinde soya ön plana çıkıyor. BİYOTEK'te süt alternatifi üzerinde
yaptığımız çalışmalar soya üzerinde yoğunlaşmış durumda. Bunlar
- Soya sütünün karakteristik kokusunun alınması.
- Soya sütünden yoğurt üretiminin (mayalanmasının) optimizasyon çalışması.
- Soya sütünden peynir üretiminin optimizasyonunun çalışması (TOFU (çöktürme)
şeklinde değil enzimatik aktivite yoluyla)
Yukarıdaki ilk iki çalışmayı tamamlamak üzereyiz, üçüncüsü ise sürüyor.
SUDA ÇÖZÜNEN PROTEİNLER
Proteinler uzun moleküller ve normal halde suda çözünmüyorlar. Suda çözünür
proteinler için daha fazla talep ve kullanım alanları var. Bu proteinleri
parçalayarak suda çözünür hale getirmek mümkün. Protein çözünürleştirilmesi ile
ilgili BİYOTEK'te de çeşitli AR&GE faaliyetleri yaptık. Bu konuda bazı
matematiksel modellere de ulaştık ama hangi proteinin hangi endüstriyel ürün
için hangi çözünürleştirme yolluyla en kazançlı şekilde çözünürleştirileceği
yine de bir miktar ekstra AR&GE ile belirlenmesi gerekiyor.
DİĞER ÜRÜNLER
Sporcu proteinleri protein pazarı içinde çok özel bir kalem. Bunlar bazen
yoğurttan bile elde edilebiliyor (yoğurt hapları şeklinde). Whey-protein diye
bilinen peynir altı suyundan yapılan protein de sporcular ve bebek mamaları için
çok özel bir hammadde. Bu proteinin suda çözünür hale getirilmesi özel pazar
avantajları yaratıyor. Protein sektöründe çok önemli bir diğer kalem de "tek
hücreli proteinler". Bunlar tek hücreli canlıların uygun besi yeri üzerinde
üretilmesi ile elde ediliyorlar. Bu besi yerlerinden gittikçe daha popüler olanı
"petrol". Petrol uygun oranda ve formda kullanıldığında tek hücreli proteinlerin
kütle üretimi için çok uygun bir kaynak. Petrolden protein üretimi için
literatür var ama "sentetik" proteinlerde olduğu gibi bu konunun da daha sonra
üzerine gidilmemiş. Petrol gibi organik bir kaynağın "yakıt" olarak kullanılması
çok acı (Batılı ülkeler kendi petrollerini endüstriyel hammadde olarak
kullanarak gittikçe daha çok oranda nükleer enerjiye yöneliyorlar. Sadece ABD'de
yapım ve planlama aşamasında olanlar ile birlikte nükleer reaktör sayısı 400 (dörtyüz)
ün üzerinde. Almanya'da bu sayı 30 küsür iken Türkiye'de hiç yok). Bir gün
petrolün yakıt olarak kullanımının yasaklanması pek ala mümkün çünkü bu çok
değerli endüstriyel hammaddenin bu şekilde ziyanı kabul edilebilir değil.
Protein söz konusu olduğunda petrol gibi stratejik bir öneme sahip en önde gelen
hammadde soya ve soya konusunda şu anda bile devletlerarası stratejik ve taktik
savaşlar başlamış durumda. Bizde ise ne soya ve diğer protein kaynakları
konusunda bir ekonomik savaş stratejisi oluşturan var ne de oluşturulması
gerektiğinin farkında olan.

MÜKEMMEL PROTEİN VAR MI ?
Evet var. Yumurta akının (beyazının) protein dağılımı insan vücudu ile birebir
aynı amino asit dağılımını gösteriyor. O nedenle zaten bir proteinin değeri çoğu
zaman yumurta akına oranlanarak bulunuyor. Yumurta akı piyasası Türkiye'de
gelişmiş değil. Yumurta çoğu zaman sarısı ile beraber sıvı veya toz şekilde
satılıyor. Yumurta sarısı yağda eriyen vitaminleri içermesi açısından değerli
bir besin aslında ama endüstride bazı durumlarda saf protein en öncelikli
ihtiyaç olabiliyor. II. Dünya Savaşı sırasında Almanlar endüstriyel yumurta akı
ihtiyacını balıktan protein ekstrakte ederek sağlamışlardı.
DİĞER HAMMADDE ALTERNATİFLERİ
Türkiye'de yurtdışındakinden fazla üretilen ve kullanılan soya alternatifleri
mevcut ama bunları değerlendirdiğimiz söylenemez. Bir çok baklagilin soyaya
alternatif gücü var fakat bunların ticarileştirilmesi konusunda zayıfız.
Özellikle ürün ve proses geliştirme yöntemleri konusundaki bilgisizliğimiz en
büyük sorunumuz. Biz akademisyenleri oturduğumuz sırça köşkten indirip de bu
basit ama ticari açıdan çok önemli sorunlara eğilmemizi sağlayacak yöntemler
geliştirilmedikçe bu sorun kolay kolay çözülecek bir soruna benzemiyor.
Kaynak : Dr.Yük.Müh. ERCÜMENT ÖZER

ÖDEME AMİNOASİT PROTEİN TOZU KİLO ALDIRICII YAĞ YAKIC ENERJİ VERENLER POŞET L-ARGİNİN
EMU OIL
Super Hi Pro 128 - Ürün Açıklaması
SÜPER HI PRO 128
Profesyonel bütün sporcular ve vücut geliştidiciler için beslenme takviyesidir.
Bu ürün içinde 13 yıldan fazla bilgi ve tecrübe saklıdır ve içeriği devamlı
dahada geliştirilmiştir. SÜPER HI PRO 128, 13 yıldan fazla birçok spor dalında
kendini kanıtlamıştır.
SİNERJİ KONSEPTLİ PROTEİN KONSANTRESİ
SÜPER Hİ PRO 128, protein eksikliğini gidermek ve sporcular içindir. Bu bütün
dünyada en iyi protein konsantratlarından birisidir ve POWERSTAR FOOD (R)
ürünlerinin etkinliği için süper bir örnektir. POWERSTAR FOOD (R) den
geliştirilen Besleyici Madde SİNERJİ KONSEPTİ ve Besleyici Madde Faydalanma
KONSEPTİ, bu özel proteinin yegane birleşiminin esaslarıdır.
PROTEİN KALİTESİ
SÜPER Hİ PRO 128, içindeki protein matriks, 13 yıldan fazla iyice geliştirildi,
ıslah edildi ve şimdi innovatif protein formülü Prote Core (R), diğer önemli
protein gruplarından ince karışımından ve sütlü proteininden , (kazein, globulin,
laktoferrin, alfa-laktalbumin, beta-laktoglobin gibi), lupin protein ve buğday
proteinden oluşmaktadır. Prote Core (R) 128 lik bir biyolojik değere sahiptir.
100 gram aminoasit profilinde, %20 BCAA lar ve % 23 den fazla en önemli
aminoasit olan L-GLUTAMIN bulunmaktadır.
SÜPER HI PRO 128 vücut tarafından yavaş emilir ve böylece saatler boyunca
değerli proteinlerle desteklenmiş olur. Bu sayede gündüz ve gece kullanımı için
ideal.
BİYOLOJİK DEĞERİ
SÜPER HI PRO 128’ de biz yalnız Prote Core (R) nin kalitesine ve etkinliğine
itina göstermedik, özellikle vucüdunuzda bundan NEKADARINI emebilir ve
değerlendirebilirsiniz. En iyi protein hücrelere kısmen yada hiç ulaşamadıktan
sonra ne ifade eder ?
İşte bu noktada özel olarak POWERSTAR FOOD (R) tarafından konsepte edilen
sinerji grupları sayesinde vücut emilimi hızlandırılır ve yükseltilir. Böylece
T-MAX (R) ve İnsül Act (R), sayesinde yüksek değerli yapı maddelerinin vücud
hücreleri içine çok seri nakli gerçekleşir. Prote Core (R) içinde bulunan B-KOMPLEK
PLUS sayesinde aminoasitlerin daha iyi emilimi sağlanır. SÜPER Hİ PRO 128
içinde, POWERSTAR FOOD (R) den geliştirilen ve patenti alınan besleyici madde
optimalleştiren Aktimun (R) yer alır. Aktimun (R), sindirim sistemi bazında
hareket eder, bu sistem içinde barsak florasını canlandırır ve böylece iyi bir
sindirim ve emilim sağlanır. Bu sayede POWERSTAR FOOD (R) ürünlerinin değil, tüm
beslenme maddeleri, vitaminler ve minerallerin daha iyi emilim sağlanır.
İçindekiler kısmında nelere dikkat edilmelidir:
Piyasada bulunan proteinlerin pek çoğunu ayırabilmek için; içindekiler kısmı,
üretim kalitesi için önemli bir işarettir. Tüm gıda maddeleri miktarına göre
değerleri azalarak listelenmiş olmalıdırlar. Yani ürün içinde en fazla olan
değer ilk sırada yer alır. Bir çok üründe, ancak 4. ve 5. sırada yer alan
protein gruplarıyla reklam yapılarak tüketici yanıltılmaktadır.
SÜPER Hİ PRO 128 in AVANTAJLARI
* % 84 protein içerikli Prote Core (R), patenti alınan protein matriksidir.
* Gece ve gündüz saatlerce protein beslenmesini sağlar.
* Yüksek biyolojik değerlilik 128
* Patentleri alınan Aktimun R ve T-MAX (R), barsak florasına canlılık vererek
tüm gıda maddelerinden maksimum emilim sağlar.
* İNSUL ACT (R) adele hücrelerinin içine nakil görevini hızlandırır.
* B-KOMPLEKS PLUS, proteinlerin ve aminoasitlerin biyolojik değerini yükseltir.
* % 20 den fazla BCAA ve % 23 den fazla L-glutaminli yüksek değerli aminoasit
kütlesi içerir.
* Daha yüksek vitamin oranı ile, sporcuların yükselen vitamin ihtiyacına uyum
sağlar.
* Olabilecek hazımsızlıktan sakınmak için daha az tatlandırıcı içerir.
* Mümkün olduğunca doğal maddeleri veya doğal aromalar kullanılır ve yapay aroma
maddeleri kullanılmaz. Böylece örneğin “Schoko” ve “Mokka” tatlarında sadece
kaliteli ve ince çekilmiş kakao ve kahve tozu kullanılır.
* SÜPER H PRO 128, lezzetlidir, iyice erir ve bu nedenle sindirimi kolaydır.
* En iyi fiyat- kalite ilişkisi
Tat Çeşitleri !
Schoko( çikolakalı), Mokka (kahveli), Erbeer(çilekli), Banane(muzlu), Cokos
(Hindistan cevizli) tatlardan seçebilirsiniz.
Kullanım Şekli
İhtiyaca göre günde 1 ila 4 defa 30 gram (1 POWERSTAR ölçek kaşığı =11,5 gram)
250 ml süt (light) içinde içiniz. Her porsiyon, size 128 lik biyolojik
değerlilikte 30 gramdan daha fazla protein verir. Lütfen kullanma tavsiyesine
uyunuz, çünki daha fazla proteini vücudunuz bir defada değerlendiremez.
Kullanılan tatlandırıcı tavsiye edilen dojaza göre ayarlanmıştır ve bunun
yanısıra tasarrufta etmiş olursunuz.
İçeriği
Tat Çeşitleri !
Schoko( çikolakalı), Banane(muzlu), Cokos (Hindistan cevizli) tatlardan
seçebilirsiniz.
Sırt -Kanat Egzersizleri